blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Meslek Seçiminde Nelere Dikkat Etmeliyim?

      Bence mutluluğun en önemli koşullarından bir tanesi meslek seçimidir.Çünkü günümüzün büyük bölümünü iş yerinde ve çalışma arkadaşlarımızla geçiririz.Bir gün içinde annemizden, babamızdan, çocuklarımızdan daha çok çalışma arkadaşlarımızı görürüz.İşte bu noktada, kendimize göre, kaliteli bir mesleğe giden yolları belirlememiz gerekir.Ben de kendi kriterlerimi sizin için şu şekilde sıraladım ; 

1)Okuyun

    Düşün; bir bahar mevsiminde pazar sabahı kalkmışsın ve güzel bir kahvaltı yapacaksın.Önce gidip bakkaldan veya marketten ekmek ve birkaç parça kahvaltılık alacaksın.Ama evine yakın olan bakkala gitmek istemiyorsun.Neden mi? O suratsız adam moralini bozuyor.Sana karşı tek bir kötü lafı yok ama ne doğru düzgün selam alıyor ne de ilgileniyor.Daha uzaktaki bakkal da ucuz değil ama hiç olmazsa başka isteğinin olup olmadığını soruyor,güler yüzlü...
    İşte siz de, bir bakkal açmaya karar verirseniz, evinden daha uzak bakkallara yürütmeyin insanları. Galiba bunun sırrı da okumakta. Bakkal da olsanız, manav da olsanız okumakta... Çözüm; mesleğin ne olursa olsun iletişim okumakta,insan ilişkileri okumakta, Doğan Cüceloğlu, Üstün Dökmen okumakta…

2)İlgi Duyduğun Mesleğe Yönel

    Güzel meslek yoktur, kişiye göre meslek vardır.Bir kişi doktorluğa “İnsanların hayatını kurtarabildiğin mükemmel bir meslek.” gözüyle bakarken başka birisi “Ben insanların hastalıklarıyla mı uğraşacağım?” diye bakabilir.Hakkında bir mesleğe yönelmenle alakalı tecrübeli insanların söylediklerini baskı olarak değil, ciddiyetle incelenmesi gereken tavsiyeler olarak değerlendir.Yoksa bütün bir ömrü; sabah işe giderken, iş yerindeyken veya akşam eve dönerken ağız dolusu küfürle geçirebilirsin.

   Size güzel bir örnek vereyim; Avukatlık ve pilotluk güzel mesleklerdir değil mi? Statüsü vardır, geliri güzeldir vs. Ancak bu işleri yapan Özlem Dilara ve Vahap Şatır çifti bu meslekleri bırakıp çiftçi olmaya karar vermişler. Onlar için mutluluk demek ki toprakta, tarımda.. Detaylı bilgiyi aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.
http://www.haberler.com/avukatlik-pilotluk-yaparken-isi-biraktilar-simdi-8163547-haberi/

3)Cevapla ; Ben İşveren Olsam Beni İşe Alır Mıyım ?

    Şirketine bir personel alacaksın.Duyurmuşsun ilanını etrafa.Başvuruda bulunan iki özgeçmiş elinde duruyor.İkisi de aynı okuldan mezun.Bir tanesi bu okul dışında hiçbir nitelik eklememişken kendisine diğeri İngilizce kursuna gitmiş, bilgisayar kursuna gitmiş, sertifikalar almış, ehliyet almış…İşveren olarak diyorsun ki “ Aynı ücreti vererek neden niteliksiz olanı işe alayım?Hem belli ki diğeri çalışmayı da seviyor.”
    Herhalde hiçbir işveren şirketinin batmasını istemez.Sen de istemezsin.Onun için sen de kendine tercih edilebileceğin bir personel nitelikleri kazandır.Kısacası nitelikli insan ol.Yatırımlarınızı kendinize yapın, kendinizi geliştirin ki tercih edilme sebebinizi arttırın.

4)Aileni Düşün

     Aile bireyleri senin suratını hangi zaman diliminde görebilecek? Ailenle birlikte geçirebileceğin haftalık, yıllık tatilin olacak mı ? Bu sorulara da olumlu cevap verebilmesi gerekiyor bulacağın mesleğin.Ama ailen senin suratını görmeye dayanamıyorsa bir gece işi bul derim. Gündüzleri uyursun zaten ;) Yazımın 8.maddesinde aileyle zaman geçirmeye dair güzel bir örnek vereceğim.

5)Yeteneklerini Gözönüne Bulundur

     Yeteneklerin konusunda gerçekleri kabul et.Sen evde şarkı söylerken annen bile seni terlikle kovalıyorsa, birilerinin gazına gelip, Türkiye’nin yeteneği olacağım diye milyonların önüne atma kendini.Tabi bu uç bir örnek oldu.Her konuda başarılı olacağız diye bir şey yok.Önemli olan hangi konuda iyi olduğumuzu keşfetmemiz ve o yönümüzü geliştirmemizdir.Bu Mantıksal zeka, dilsel zeka, görsel zeka,müziksel zeka,sosyal zeka vs. olabilir.

6)Ahlaklı Davran

      Elbette bir tanıdığın aracılığıyla iş sahibi olabilirsin ancak bir sınavla veya eleme usulü ile işe alımlarda adam kayırma, torpil, rüşvet gibi şeylere başvurduğunu duymayayım :) Bırak o işi hakkıyla yapabilecek olan yapsın.”Ama ben yapmasam başkası rüşvet verip o işe sahip olacak.” gibi saçma bir düşünceye sahip olmadığını da biliyorum.Bu düşünce seni hiçbir zaman haklı çıkarmaz.Birileri hırsızlık yapıyor diye hırsızlık da yapmıyoruz değil mi?Hakimin karşısına çıkınca mantıklı (!) savunmamız hazır olurdu ; “Ama o da çaldı.” :)
     Kısacası bir ömür boyunca alacağımız maaşı hak etmeliyiz.  


7)Maaş da Önemlidir


    Siz bakmayın bazılarının "Meslek seçerken gelirine bakma" diyene. Bu mesleğin ne kadar gelir elde ettiğini de detaylı araştırın. Hatta gelecekte neler vaad ettiğini bile araştırabilirsiniz. Sonuçta geleceğe yönelik planlarınız, umutlarınız, hayalleriniz olacak. Bunların da gerçekleşmesi elbette maddi bir gelirin olmasıyla mümkündür.

8)Tercih Edilmeyin, Tercih Edin

   Keşke meslek tercihinde kaygımız "Acaba bir işe girebilecek miyim?" yerine "Acaba hangi mesleği yapsam?" olsaydı. Kulağa ne kadar güzel geliyor değil mi? Ancak bu imkana sadece çok çalışanlar ulaşacaktır. İşte onlardan biri beni gece gece aradı;
-Aloo, dostum hala karar veremedim, napayım ben ?
     Onu bu güzel çaresizliğe iten başvurduğu bütün mesleklere girebilme imkanı. Şöyle anlatayım; 
Akdeniz Üniversitesi Tıp Bilişimi konusunda başvurusu kabul edildi, kendisine derslere de girebileceği kadro açıldı. Bir bankanın müfettişlik sınavına girdi, başarılı oldu. THY'nin pilotluk sınavına girdi kazandı.
    İşte artık işveren değil, başvuran olarak kendisi bir tercih yapacak. Ne kadar güzel bir zorluk değil mi?  Böyle bir durumda eminim büyük çoğunluk pilotluğu tercih ederdi. Ama 4.maddede bahsettiğimiz gibi aile önemlidir. Ailesiyle daha fazla vakit geçirebilmek için de bu arkadaşım banka müfettişliğinde karar kıldı.  
    
Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilirsiniz.

Kem küm ıııı ...



Bankamatikten para çekeyim dedim. (Öğretmenler bilir, bu olay pek sık gerçekleşmez:)Sırada beklerken önümde, kıyafetlerinden inşaatta çalıştığını tahmin ettiğim  bir amca bana dönüp,bir kartını bir de bankamatiği gösterdi ve  "Bana para çeksene." dedi.Sözleri her ne kadar emir verdiğini düşündürse de tavırları rica ettiğini gösteriyordu.Böyleyiz biz millet olarak.Bırakın bir şeyler istemeyi karşımızdakinin iyiliğini düşünüyorsak bile sertizdir.Mesela çocuğumuzun kendi iyiliği için yemek yemesini isterken “O yemek bitecek.Yoksa kafanı kırarım.” deriz.Biraz sertiz mi demeli yoksa kibar değiliz mi bilemedim.Öyle İngilizler, Amerikalılar gibi “Seni seviyorum.” da diyemeyiz.Neyse zaten bu amcanın da bana seni seviyorum demesini beklemiyorum.
"Tabi amca" dedim.Ben bankamatikte onun işlemini yaparken o bana defalarca teşekkür etmekle meşguldü.İşlemi bitirip parayı ve kartı ona verdiğimde tekrar "Allah senden razı olsun." dedi ve sordu ;

--Nerelisin sen ?
- Antalyalıyım amca.
Suratında hafif bir gülümseme belirdi.Eliyle yavaşça omzuma bir iki defa dokundu
-- Olsun
 dedi.

Bir insan “tek kelimeyle” ancak bu kadar aşağılanabilir :))


          Kaçar gibi arkasını dönüp gitti. Cevap veremedim bile.Gerçi bütün gün karşımda dursa ne cevap verebilirdim ki ?
Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilirsiniz.

Gitar Çalmaya Nereden Başlamalı?



     Bakırköy'de gezerken gördüm.Klasik gitarda kampanya yapmışlar.Tereddütsüz girdim içeri.Tamam, profesyonelce öğrenme yaşımı çoktan geçmiş olabilirim ama bu durumu göz ardı edebilirim.Tabi gitar aldığımı duyan Ahmet abinin bana moral vermek (!) amaçlı "Öğrenmenin yaşı yoktur." cümlesini de yok saymalıyım.Sadece cümleni değil seni de yok sayıyorum Ahmet abi..

     Her şeyin cevabını aradığım gibi bunun da cevabını internette aradım; Gitar Çalmaya Nereden Başlamalı? Kravat bağlamayı bile internetten öğrenmişken gitar çalmayı neden öğrenemeyeyim?Bir çok videoyu ve internet sitesini inceledim.Siz de benim gibi başlangıç seviyesinde öğrenmek ya da üç beş parça çıkartmak istiyorsanız yaptığım araştırmalar sonucunda, kesinlikle Öner Yavuz'un videolarını öneririm.Gitar tutuş şeklinden bareli akorlara, arpejden ritim atmaya kadar, Dm, C, E, Em, G... akorlarına kadar bir çok şeyi öğretiyor.Gördün mü bak; ben de senin gibi bu işin tamamen yabancısıyken, hiç bir kursa gitmeden yukarıdaki terimleri kullanarak sana hava attım :))

     Videoları izleyenler anlayacaktır ; Dın Dın Dünyalaaar verdim :))  Görüşmek üzere.

Örnek video ; 




Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilirsiniz.

Kültür Karmaşası



          Müsait oldukça ablama yardım amacıyla Antalya'da çevre ilçelere, illere hasar tespitine giderim.Sigorta eksperi olduğu için sel, su baskınları,yangın, hırsızlık gibi olayların incelenmesinde o da görev alır.O gün Side'ye gittik.Bir İngiliz'in evine hırsız girmiş.Telefonda zar zor anlaşarak evini bulabildik.Türkçeyi yarım yamalak konuşan bir İngiliz karşıladı bizi.Tanıştığım İngilizler hep soğuk gelmişti bana ama bu adam çok sempatikti, güler yüzlüydü.Selamlaştıktan sonra ablam sordu ;
           --Problem nedir?Hırsız mı girdi ?
           -Hıhım girdi.Ama gitti şimdi yok.
           Güldük baya.Hırsızın girdiği balkon kapısının da fotoğraflarını çektik.Jandarma parmak izi almış, karartmıştı her yeri.Adam gülümseyerek söylendi ; "Hırsız temiz, yok problem.Jandarma pis. "
           Evi dubleksti.O gerekli evrakları almak için  üst kata çıktı.Biz aşağıda kaldık.Sonra karar değiştirmiş olacak ki bizi de yukarıya çağırmak istedi.Bağırdı yukarıdan ;
           --Lütfen...
           Sustu, epeyce düşündü ve devam etti.
           --Gel burayaaa
           Ooo çok kaba oldu. Aslında Türkiye'de turistlerin önce küfür öğrendiğini düşününce gayet kibardı
 Bir kaç yere de daha uğradıktan sonra akşamüstü Antalya'ya döndük.Yorulmuştum, karnım da acıkmıştı baya ama, söz verdim, bir arkadaşımla görüşecektim.Telefon açtım.Evdeymiş.Evleri yolumun üstü olduğu için onu da alıp geçmemi istedi.Planımız dışarıda bir çay içip sohbet etmekti.Evlerine ulaşınca tekrar aradım.Biraz yavaş bir arkadaşım olduğu için giyinmemişti.Giyininceye kadar davet etti beni evine.Çıktım.Annesiyle, babasıyla ve diğer aile bireyleriyle tanıştım.Tam hadi bakalım çıkıyoruz derken sofrayı hazırlamaya başladılar.Ohh iyi oldu bu…Sofra hazırlığı bitince beni de davet ettiler.
           --Hadi buyur oğlum yemek yiyelim.
           Ayıp olmasın dedim kendi kendime
           -Yok ben yemeyeyim.Teşekkürler.
           Evet şimdi olacaklardan emin bir şekilde, Türk kültürüne yakışır, o sevecen ısrarları bekliyorum.Onlar ısrar edecek ben de kıramayıp oturacağım sofraya.Bu tiyatro böyle oynanır değil mi?
  --Sen bilirsin madem.
  Oturdular yediler.

  Bir karışıklık vardı.Sabahki aile Türktü, bu aile İngiliz.Ya da ben Fransız...Biraz değişik bir yemek olsa, kafayı uzatıp "Ne yemeği o öyle ?" diyeceğim, bir daha "Gelsene sen de sofraya" desinler diye ama kuru fasulye için de o sorulmaz ki."Öküz,hiç mi görmedin?" demezler mi adama?
Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilirsiniz.

Bu Etkinlik İnsanı ‘Badi Ekrem’ Yapar




Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar 
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler 
Annesinin bir tanesini hor görmesinler 

Uçan da kuşlara malum olsun 
Ben annemi özledim 
Hem annemi hem babamı 
Ben köyümü özledim      

5.Sınıfların sosyal bilgiler dersine giren öğretmenler bilirler ; bir konuda yukarıdaki dizeler yer alır.Bizim kültürümüzden bahseder bu konu.Önce bu dizeleri bir öğrenciye okutayım sonra üstünde konuşuruz diye düşündüm.Parmak kaldıran öğrencilerden birine okumasını söyledim. "Yüksek yükseeeek tepeleeeereeee..."Türkü şeklinde okumaya başlamıştı. Bir kaç arkadaşı şaşkınlıkla gülümsedi.Durdurdum hemen.Laf aramızda sesi de pek kötüydü, rezil olmasın istedim.
“Şöyle yapalım ; baştan al ama bu sefer bir şiir okur gibi oku veya düz bir metin okur gibi...”
“Tamam öğretmenim.”
Tekrar başladı.
"Yüksek yükseeeek tepeleeeereeee..."
Yine türküyü okumuştu. Bu sefer ben durdurmadım, kendi durdu.Bedenine hükmedememenin şaşkınlığıyla hafifçe gülümseyerek "Okuyamıyorum öğretmenim." dedi.Başka bir öğrenci okuduktan sonra konuya devam ettik.
Öğretmen kılavuzunda yer alan etkinlik bir kız öğrencinin başını kırmızı bir eşarpla veya bezle örtmemizi istiyor.Daha sonra da seçeceğimiz beş altı kız öğrenci Yüksek yüksek tepelere türküsünü söyleyerek çevresinde döneceklermiş.E biz de arkasından ağlayalım tam olsun. Hababam sınıfındaki bir sahne geldi aklıma ; trambolinle bütün öğrenciler duvarı bir bir aşıp okuldan kaçarken Badi Ekrem'in okul bahçesinde yapayalnız kaldığı sahne.Anlayacağın bende de duygu yüklü bir sahnenin ardından tüm öğrencilerin gelin alma töreniyle dışarı çıkacakları korkusu etkinliği yaptırmama engel oldu.
Bir sonraki konunun kitaptaki etkinliğine ise bakmaya korkuyorum ; Dini Bayramlarımızdan Kurban Bayramı.
Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilirsiniz.

Trust Mikrofon Testi

         
Oturmuş televizyonumu güzel güzel izlerken içimden bir ses dedi ki;  "Hadi kalk ders videoları hazırla." Ne alaka arkadaş, televizyona tam olarak vermiyorsun kendini sonra kendini sokakta buluyorsun.Sokağa çıkma sebebim tabiki ders videoları hazırlamak değildi.Birazcık kaliteyi arttırmak için mikrofon almam gerekiyordu.İnternetten kısa bir araştırma yaptıktan sonra Trust Starzz Microphone'u gözüme kestirdim. Yanlış hatırlamıyorsam 35 tl gibi bir fiyata almıştım. Fiyatına göre de gayet iyi sonuçlar elde ettim.Yalnız mikrofona bir tane çorap geçirin.Şaka değil, sesin daha temiz çıkmasını sağlıyor.Tabiki tavsiyem çorabın temiz olması yönünde :))

Bu video da trust marka mikrofonla kaydettiklerimden bir tanesi



Videoyu da hazırlayabilmek için ekran görüntüsünü yakalayan bir programa ihtiyacım vardı.Bunun için de yine çok para harcamadan bir çözüm buldum;
https://www.ashampoo.com/tr/usd  sitesinden "Snap 6" programını indirdim. 4 ya da 5 dolardı.
Hem mikrofon hem de programın size uygun olup olmadığını paylaştığım videonun kalitesini kontrol ederek karar verebilirsiniz.

GÜNCELLEME
Trust mikrofonla birlikte Audacity programını kullanarak daha net bir ses elde edebilirsiniz. Örnek video;






 
Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilirsiniz.